14 Şubat 2011 Pazartesi

Brezilyalı Ronaldo Değil, Sadece Ronaldo

  
 

   Geçen gün Google'a 'Ronaldo' yazıp arattım. Bir de ne göreyim ? Çıkan fotoğraflardan sadece ilki Ronaldo'ya ait diğerleri Cristiano Ronaldo'nun fotoğrafları. Eee üzüldüm tabi. Bazı değerleri çabuk tüketmemiz üzücü bir şey. Ancak daha da üzücü olan, ilk çıkan fotoğrafın Ronaldo'nun göbekli fotoğrafı olması. Bu ne demek oluyor; Ronaldo bir futbol ikonuyken, artık bir magazin malzemesi haline dönüştü demek oluyor. Google'ın önerdiği, Ronaldo araştırmasının en popüler sonucu olarak karşıma koyduğu fotoğraf ise, ne Cristiano Ronaldo'nun fotoğrafı ne de Ronaldo'nun futbolunu simgeleyen bir fotoğraf. O fotoğrafı bu sayfaya koymak dahi istemiyorum. İsteyen Google'da Ronaldo diye aratıp, karşısına çıkan ilk sonuca bakabilirler.
                                  
                                      
  
  1998 Dünya Kupası Ronaldo'nun Dünya Kupaları'nda ilk kez forma giydiği turnuvadır. Turnuvadan bir önceki sene Barcelona formasıyla dünyaları attı. ( 49 maç, 47 gol ) Inter'e transfer olduktan sonra da bir şey değişmemiş ve yine kaldığı yerden devam etmişti. ( 47 maç, 34 gol ) Dünya Kupası'nda beklentiler o kadar büyüktü ki, sanki Tanrı sahada olacak, herkes onu izleyecek gibi bir durum oluşturulmuştu. Futbol dünyası Maradona gibi  bir yıldızını kaybettikten sonra, yenisini bulmanın heyecanını yaşıyordu. Fena da oynamamıştı aslında turnuvada. Takımını finale de çıkarttı, her ne kadar tek sorumlusu o olmasa da. Ancak 4 gol, 3 asistlik performans kimseyi tatmin etmeyecekti. Final maçında da sakatlığı sebebiyle etkisiz kalması tuz, biber olmuştu. Hayal kırıklığıydı bir nevi. 
                                        
                                              
2002 Dünya Kupası'na kadar, 4 sezonda sadece 52 resmi maçta Inter formasını giyebildi. Sakatlıklar onun peşini hiç bırakmadı. Çok büyük diz sakatlıkları geçirdi. Hatta sakatlıktan döndüğü ilk maçta, dizi yeniden döndü ve sakatlığı nüksetti. Böyle şanssız bir 4 sene sonunda, açık söylemek gerekirse kimsenin ümidi kalmamıştı. Ancak Dünya Kupası bir çeşit yeniden doğuş oldu Ronaldo için. Romario'nun katkılarıyla turnuvaya giren Brezilya, Ronaldo'nun katkılarıyla şampiyonluğa yürümüştü. Yaşlı ancak formda Romario'nun kadroya alınmaması, onun yerine sakatlıktan yeni çıkmış ve formsuz Ronaldo'nun kadroya girmesi bazı kesimleri oldukça kızdırsa da cevap sahada verildi. Tam tamına 8 gol attı o turnuvada Ronaldo. Ancak Türkiye'ye attığı o pis burun gol bizim için çok farklıydı. Mahalle arasında oynanan futbolda yasak olan 'Pis Burun', 2002 Dünya Kupası Yarı Finalinde karşımıza çıkıyor, bizi gafil avlıyordu. Belki biz de zamanında kullansaydık, yok ayakkabı eskiyecekmiş, yok top patlarmış, birisine gelirmiş, sakatlanırmış filan diye düşünmeseydik. O gole kaleci Rüştü dahil tüm Türk kalecileri hazırlıklı olabilirdi.



    Dünya Kupası'ndaki performansının ardından bir daha Inter'e uğramadı. Bir çok kişi onu vefasızlıkla suçladı. Sakat döneminde onun yanında olan, ona her zaman destek veren Inter kulübünü mağdur durumda bırakıyordu Ronaldo. Ancak İtalyan kulüplerini kalkındırma görevini üstlenen Real Madrid'in ( Bkz. Juventus, Zidane ) Ronaldo için ödediği 39 Milyon Euro, Inter için bir nevi teselli olmuştu.
       Ronaldo, Real Madrid'e geldiğinde, o çok sevdiği 9 numaralı formasından vazgeçmek durumunda kalmıştı. Çok büyük baskılar altında kalan ama yine de geri adım atmayan, 9 numaranın sahibi Fernando Morientes, bir sene sonra yaka paça kulübün dışarısına atılmıştı. Morientes, Monaco formasıyla bunun öcünü çok fena aldı. Ancak yine de Ronaldo formasına kavuştu. Şampiyonlar Ligi hedefiyle Ronaldo'yu transfer eden Real Madrid, bu amacına o günden bu güne ulaşamıyor. Ancak bu istatistik, Ronaldo'nun Madrid formasıyla başarılı olmadığı anlamına gelmiyor. Ronaldo'nun tekrardan zirve yaptığı yıllar oldu o yıllar. Hele bir Manchester United maçı var ki, benim gözümde efsanedir. İlk maçtan 3-1 galip ayrılan Real Madrid ikinci maçta avantajlı taraftı. Sakat olan David Beckham'ın sonradan oyuna girdiği maçta, ManUtd maçı 4-3 kazandı. Real Madrid'in gollerinin 3'ü de Ronaldo'dan gelirken, United'ın son 2 golü Beckham'dan geldi.
                                     

          
                      
  

           Ve işte bu futbol efsanesi bugün, Cruzeiro formasıyla başladığı futbol yaşamına, Corinthians formasıyla veda ediyor. Benim gözümde bir 4-4-2 sisteminde forvetin, Thierry Henry ile birlikte sahibidir. Başlıkta da yazdığım gibi, Ronaldo dediğimiz zaman Portekizli olan değil, gerçek Ronaldo'nun akıllara gelmesi gerekiyor. Ronaldo'yu tanımlarken Brezilyalı olan değil, diğerini tanımlarken Portekizli olan denmesi gerekiyor. Bari futbolda tüketici olmayalım, değerleri savunalım, tüketmeyelim...

  

                                                              











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder