Arsenal, Futbol, Premier League, Basketbol, Sinema, Yabancı Dizi, Edebiyat ve her türlü spor branşı üzerine, haddini bilen ancak sınırları da zorlayan bir oluşum...
7 Şubat 2011 Pazartesi
04-05 NBA Finals Detroit Pistons vs. San Antonio Spurs
Oldum olası sevmişimdir yedi maça uzayan final serilerini. Bunların içerisinde beni en fazla etkileyen 04-05 Pistons-Spurs finali oldu. Özellikle The Palace'da oynanan serinin 5. maçı hafızalardan çıkacak gibi değil. Serinin ilk 2 maçını güle oynaya kazanan Spurs, kontrollü oyunu ve saha avantajını elinde bulundurması sebebiyle bir çoklarına göre favori gösteriliyordu. Ancak Billups'ın önderliğindeki Pistons, 3. ve 4. maçlarda Spurs karşısında ezici bir üstünlük kurunca, ibre birden tersine dönmeye başladı. Spurs'un darbeye vurmak için ihtiyacı olan tek şey bir deplasman galibiyetiydi. İşte o 5. maç öyle bir maçtı ki, hala açıp izlerim ara ara. Pistons maç boyunca üstün olan taraftı. Ne zaman farkı açmaya kalksa, ne zaman son darbeyi vurmaya kalksa, bir adam vardı karşısında; Finallerin Kralı Robert Horry. Attığı el üzerinden üçlükler, kaldırıp attıkları vs. O anda The Palace olup da Pistons taraftarı olmak istemezdim. Sen o kadar çalış, çabala, rakip pozisyon dahi yaratmadan bir adamın eline baksın. Ancak onda öyle bir yürek vardı ki, uzatmaların bitimine 1.30 dakika kala Bowen'ın verdiği pasla üçlük çizgisinin dışında buluştu. Prince'e bir fake attı ki evlere şenlik. Resmen kaleciyle topu ayrı köşelere yolladı. Sonrasında potaya gidip, Rip Hamilton'ı yere sererek bir basket faule imza attı. Ancak şanssız bir şekilde omzundan sakatlandı. Tüm Pistonslılar kurtulduk galiba, maç bizim diye sevinirlerken, uzatmaların bitimine 7 saniye kala, belki de en büyük 5 sakat sakat oynama performanslarından birine şahit olduk. Ginobili'den pası aldı. Bomboştu. Üzerine gelen Prince'in dikkatini bozmasına izin vermedi ve kaldırdı, attı. İşte o an ben TV başında "Budur" dedim. "Görüp göreceğim en iyi maç, en büyük sürpriz budur dedim." Sakat bir omuzla, öyle dengeli bir şut çıkarmak kolay değildi. Ağladım, sevinç gözyaşlarıydı. Halbuki ne Spurs'u tutuyordum ne de Pistons'ı. Ancak bu bir zaferin paylaşımıydı benim için. Kilometrelerce uzaktan zaferlerine ortak oldum. Mutluluklarını paylaştım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder